Glikoz Surubu Fiyat

Modern dünyanın doğal olmayan yapay tatlandırıcılarından glikoz şurubuna karşı bilinçlenme hareketi hızla artıyor, bu kapsamda özellikle bazı bilinçli marka ve şirketlerin ürünlerinde gerçek ve doğal pancar şekeri kullandıklarını görüyoruz.

Bu noktada glikoz şurubu kullanmak isteyen esnaf, şirket ve kurumlara da şiddetle lütfen glikoz şurubu yerine doğal gerçek şeker kullanın diyoruz. Böylece müşterileriniz daha mutlu olurken, sizde müşterilerinizin gönlünü kazanmış olursunuz, yine mekanınızda ve ya ürünlerinizde glikoz şurubu olmadığını belirtmenizde sizin için artı bir avantaj sağlayacak ve müşteri sadakatinizi arttırıcaktır. Yine insanlar sizin ürününüz yada yerinizi arkadaşlarına tavsiye edeceklerdir, bu da size bir katkı sağlayacaktır.

Şekerin Zararları

Şekerin bilimsel olarak zararları tespit edilmiştir, işte bu zararlarından bildiklerimizden bazıları aşagıda, şeker tüketirken mutlaka bu faktörleride düşünün. Şeker tüketimi oldukça önemli ve sağlıgınız için kritik bir durumdur.

1- kanser hücreleri şekeri sever
2- bağışıklık sisteminizi zayıflatır
3- böbreklere hasar verebilir.
4- kalsiyum ve bakır emilimini engeller.
5- gözleri bozabilir.
6- diş çürüklerini artırabilir.
7-obezite ve şişmalıga sebeb olur
8-büyüme hormonunu azaltabilir.
9-hormonal dengesizliğe sebep olabilir.
10-alzheimer  riskini artırabilir.

Glikoz Surubu Seker Hastasi Yapiyor

 Gaziantep’in bilinen üreticilerinden İmam Çağdaş’ın 40 yıllık işletmecisi Burhan Çağdaş, şunları anlatıyor: “Şeker yerine glikoz şurubu kullananların olduğu söyleniyor. Glikoz şeker hastalığına neden oluyor. Glikoz şurubuyla yapılan baklava boğazda yanma hissi uyandırır. Aynı zamanda tereyağı yerine margarin yada sıvı yağı ve asit oranı yüksek tereyağı kullanmak midede yanma hissi uyandırabilir. Sert unundan yapılan baklava daha lezzetli olur. Baklava hamurunun daha ince olmasını sert buğday unu sağlıyor. Lezzetli baklava altın rengindedir. İnsanların gözünü, aklını kandırabilirsiniz fakat ağız tadını kandıramazsınız.”


Güllüoğlu Baklavaları Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Güllü ise işin aslına ilişkin şu bilgileri veriyor: “İyi baklava ilk fiyatıyla ayırt edilebilir. Bir kilo baklavada gerçek fıstık ve sade yağ kullanılmışsa bu iki malzemenin maliyeti yaklaşık 15-16 liradır. Bu rakama diğer kalemler eklendiği zaman kilo fiyatının 30 liradan aşağı olması imkansızdır. Müşteriler iyi baklavayı tadarak da anlayabilirler. Baklavayı ağza götürürken, ilk olarak fıstık ve sade yağın kokusu hissedilmelidir. Yendikten sonra boğazda ve midede yanma, herhangi bir rahatsız his yoksa bu iyi baklavadır. Çünkü içerisinde beyaz şeker yerine glikoz ve tatlandırıcı kullanılan baklavalar, ilk dilimde boğazda ve midede yanma hissi uyandırır.”

Tükiye'de Nişasta Bazlı Şeker Uyarısı

   Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi iktidarı çok uluslu şirketler yerine kendi üreticisinin ve halkının yanında yer almaya çağırarak, Türkiye'deki şeker pancarı sektörünün; fabrikalarda çalışanlar, tarım işçileri, nakliye sektörü, üretici aileler ve yan ürünlerini işleyen sektörlerle birlikte 8 milyonu aşkın kişiye iş olanağı sunduğunu anımsattı ve nişasta bazlı şeker kotasının AB seviyelerine çekilmesini istedi

   Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin yıllık şeker tüketiminin 2,5 milyon ton civarında olduğunu, kullanılan şekerin yüzde 85'i şeker pancarından, yüzde 15'inin ise mısırdan üretilen nişasta bazlı şekerden üretildiğini belirterek, Türkiye'nin pancardan şeker üreten ülkeler arasında Fransa ve Almanya'dan sonra üçüncü sırada yer aldığını kaydetti.

Türkiye'deki şeker pancarı sektörünün; fabrikalarda çalışanlar, tarım işçileri, nakliye sektörü, üretici aileler ve yan ürünlerini işleyen sektörlerle birlikte 8 milyonu aşkın kişiye iş olanağı sunduğunu kaydeden Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer açıklamasında, pancar üretiminin buğdaya göre 13, mısıra göre 8, ay çiçeğine göre 5 kat daha fazla istihdam sağlayarak kırsal alandan kentlere göçü önlemekte çok ciddi bir rol üstlendiğini bildirdi. Tuncer açıklamasında, "Şeker pancarı sanayimiz birçok ilimizde 20 binden fazla insana iş olanağı sağlarken her yıl yaklaşık 3 milyar dolarlık katma değer yaratmaktadır. Şeker pancarı sektörü tümüyle ulusaldır. Yerli pancardan yerli iş gücü ile yerli teknoloji ile üretilen şekerden elde edilen katma değer bütünüyle ülke içinde kalmaktadır. Buna karşın nişasta bazlı şeker sanayi piyasasının yüzde 75'şine çok uluslu şirketler egemendir. Üretilen katma değerde bu şirketlerin kasasına girmektedir. Nişasta bazlı şeker fabrikaları ise mısır kullanmak suretiyle şeker üretmektedir. Bu fabrikalar yasal olarak yurt içi üretimlerinde yerli mısır kullanmak zorunda olsalar da kotanın yükseltilmesi yurt dışından ithal edilen GDO'lu mısırların mısır şurubu üretiminde kullanılması riskini de beraberinde getirmektedir. Ülkemizde kurulu 6 NBŞ fabrikası sadece bin kişiye istihdam sağlarken NBŞ'in yaygınlaşması toplum sağlığı açısından bazı sorunların doğmasına da yol açabilecektir. Bu fabrikalarda üretilen glikoz ve früktoz şurubu bugün gazozdan çikolataya, hamur tatlılarından pek çok şekerli üründe kullanılmakta olup toplum sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir" ifadelerine yer verdi.

"Fransa ve Almanya şeker ihtiyacını bütünüyle şeker pancarından sağlarken Almanya'nın NBŞ üretim kotası yüzde 2.5 , Polonya'nın ise yüzde 3.9 dur. Avrupa ülkeleri şeker pancarına sahip çıkarak üreticisini korurken başta obezite olmak üzere toplum sağlığında yaşanabilecek olumsuzlukları da engellemeye çalışmaktadırlar. Türkiye'de ise tam tersi bir yol izlenmiş ve nişasta bazlı şeker kotası yüzde 10 olarak belirlenmiştir. Bu kotanın bakanlar kurulu kararı ile her yıl yüzde 50 oranında artırıldığı bilinmektedir. Yüzde 10'luk NBŞ kotasının AB ülkelerinde olduğu gibi yüzde 1-2'lere düşürülmesi kamuoyu ve tarım sektörü temsilcileri tarafından talep edilirken hükümet Büyük Millet Meclisine sevk ettiği şeker kanunu tasarısı ile pancar dışı kaynaklardan elde edilen şekerin yüzde 10 olan kotasını yüzde 15'e çıkartma hazırlığı içerisindedir.Bugün ülkemizde zarar ettiği öne sürülen fabrikalar kötü yönetilerek ve bilerek zarar ettirilmektedir. Başta Konya şeker gibi çok başarılı örnekleri bulunan bu işletmelerin zarar etmesi olağan koşullarda doğal değildir. Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak iktidarı çok uluslu şirketler yerine kendi üreticisinin ve halkının yanında yer almaya çağırıyoruz. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden vazgeçilmeli, teknolojileri yenilenerek üretime devam etmeleri sağlanmalıdır. Cari açığı kapatmak için satılacaksa üreticilere ve çalışanlara devredilmelidir. Nişasta bazlı şeker kotası AB seviyelerine çekilmeli, Üreticiler, şeker sanayi çalışanları, nakliyeciler, işsiz, aşsız bırakılmamalıdır. Yem sanayisi dışa bağımlı Türkiye, yeni dar boğazlara sürüklenmemeli."

Çin Tuzu (Mono Sodyum Glutamat) Tehlikesi

Son günlerde adını sık sık duymaya başladıgımız Çin Tuzu adıyla bilinen sodyum glutamat kimyasalının etkileri ve zararları konusunda aşagıdaki videodan izeyebilirsiniz. MSG kısa adıyla bilinen bu tuzun zararları konusunda tartışmalara devam ederken, bazı ülkelerde düzenleme getirilmeye başladıgı biliniyor. Uzun vadede etkileri ise henüz bilinmiyor.

Mısır Şurubunun Zararları Kanıtlandı

Mısır Şurubunun Zararları hakkında İzmir'deki üç odadan ortak açıklama, zararları ve olumsuz yönleri hakkında açıklama yapıldı. Ziraat mühendisleri odası şube başkanıda bir konuşma yaptı. Video aşagıdadır.

Tatlı Zehir (Mısır Şurubu)

Oxford Üniversitesi'nin yaptığı mısır şurubu araştırmasının yankıları sürüyor. Üniversiteden yapılan açıklamada, mısır şurubu kullanımının Türkiye'de de çok yüksek oranda olduğu belirtilmişti. Araştırmanın açıklanması, gözleri yine mısır şurubu ve içindeki fruktozu bolca kullanan, firma ve sektörlere çevirdi. Gofretten dondurmaya, bisküviden çikolataya neredeyse tatlı olan ve özellikle çocukların tükettiği tüm gıdalarda kullanılan mısır şurubu, sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. Yılda yarım kilo kullanılması gereken fruktozun Türkiye'deki tüketimi yılda kişi başına 5 kiloyu buluyor.

UCUZ SEÇİLİYOR
 Uzmanlar fruktozun vücudumuzu yağ üreten bir makineye dönüştürdüğünü belirtiyor ve hızla kalp hastalığı, karaciğer yağlanması, hipertansiyon ve kansere yol açtığını belirtiyor. Türkiye'de firmalar doğal şeker kullanmayı yüksek fiyatlı olduğu için tercih etmiyor. Bunun yerine yüzde 80 fruktoz içeren mısır şurubunu tercih ediyor. Fruktoz, glikoza göre daha güçlü bir tatlandırıcı olduğu için daha az kullanılması yeterli oluyor ve dolayısıyla üretimde maliyeti düşürüyor. Fakat şekere göre çok daha zararlı olan fruktoz, insanlarda yağlanmaya, genç yaşta diabet hastalıklarına ve kansere kadar giden ölümcül sağlık sorunlarına yol açıyor.

HER YERDE VAR
 Fruktoz ve mısır şurubu, gıda sanayiinde hemen her üründe kullanılıyor. Sadece tatlandırıcı değil fonksiyonel özellikleri nedeniyle içeceklerde, fırıncılıkta ve süt ürünlerinde tercih ediliyor. Fruktoz şurupları tadı maskelemiyor. Aromalı tatlı gıdaların temel katkılarından biri. Buzdolabı sıcaklığında kristalleşmiyor. Bu yüzden dondurulmuş gıdalarda da kullanılıyor. Mısır şurubu; gazlı içecekler, çikolata, sakız, şekerleme, yumuşak şeker, meyve suyu, hamur işi tatlılar, dondurma, reçel, jöle, marmelat, helva, sütlü tatlılar, kurabiye türü bisküviler, ekmek dahil fırın ürünleri, yoğurt, mayonez, salata sosları, gofret, salamura gibi birçok yiyecekte bulunuyor.

ÜRETİM ARTTI İTHALAT DÜŞTÜ
 Türkiye'de mısır şekeri üretimi yapan firmalar bunun için alım garantili tarım yapsa da ithal ürün de kullanılıyor. TÜİK verilerine göre 2011 yılında 4.2 milyon ton mısır üretimi gerçekleştirdik. 2010 yılında yapılan ithalat ise 450 bin ton civarında gerçekleşti. Verilere göre 2003'te 1.8 milyon ton olan ithalatımız da üretimin artmasıyla azalıyor. Takvim